Uzman Doktorların es durumu ataması

Sağlık Bakanlığına bağlı, sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta olan sağlık personelinin tayin ve nakilleri 08.06.2004 tarih ve 25486 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ” Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğine “ göre yapılmaktadır.( Yeni yönetmelik 26.03.2013 gün ve 28599 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır) Yönetmeliğin 3. maddesinde, hangi kanunlara dayanarak yönetmeliğin tanzim edildiği düzenlenmiştir. Buna göre ” bu yönetmelik; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 19/4/1983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.”( bu yönetmelik değiştirilmiş olup, yeni yönetmelik 16.08.2014 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır. ) denilmektedir. Hiçbir yasal düzenleme sonsuza kadar ilk günkü haliyle kalmaz, kalmamalıdır. Zira hukuk yaşayan bir organizmadır, her zaman yeniliğe ve ilerlemeye açıktır. Yasalarda da , günün koşullarının gerektirdiği yenilenmeler yasanın yapılış amacına uygun olarak yasa koyucular tarafından yerine getirilmekte bazen de güncelliğini yitiren yasal düzenlemeler toptan kaldırılmakta yerine daha çağdaş, toplumun istek ve beklentisine uygun olarak yenileri getirilmektedir. Tüm bunlar yapılırken aranan en önemli kriter toplum ihtiyacıdır. İdarenin keyfine göre yapılacak düzenlemelerin topluma bir yararı olmadığı gibi bu keyfi uygulamalar devletin temeli olan bağımsız mahkemelerin iş yükünü artırmakta, devlet ile vatandaşının karşı karşıya geldiği davalar ortaya çıkmaktadır. Bu gün Adli sistemi tıkayan en önemli etmenlerin başında devlet – vatandaş arasında açılan davalar gelmektedir. Hiçbir yönetim sisteminde bizdeki gibi devlet ile vatandaşının mahkemelerde karşı karşıya geldiği sistem yoktur. Oysa İdari yapılanmada keyfilik yasaktır. Keyfilik aynı zamanda devlet ciddiyeti ile de bağdaşmaz. Devlet – Vatandaş arasındaki davaların en çok açıldığı dönemlerde bir istikrar unsuru olduğu bildirilen tek partili iktidarların dönemine rastlamaktadır. Bunun sebebi de parlamento çoğunluğunu elinde bulunduran ve yasa yapma kolaycılığına ulaşmış tek partili hükümetlerin daha çok kendi amaç ve istekleri doğrultusunda yasalarda değişikliğe gitmeleri gösterilebilir. Adil olmaktan, toplumun genelini kapsamaktan çok hükümetlerin kendi menfaatlerini düşünen yaklaşımı ve bilimsel çalışma yerine yasalar, indir el kaldır el mantığı ile parlamentoda yapıldığı için toplumun geneline yansıyan bir yasal düzenleme bulmak zorlaşmakta buda davaları ardı ardına getirmektedir. ABD, bizde olduğu gibi bir anayasaya sahip değildir. Yılların verdiği uygulama birliği ile bir hukuk oluşturulmuştur. Bir deneyim ürünü olan bu hukuk kolay kolay değişmez kalıplara sahiptir. Çağa uydurulmaktadır ancak temel esaslarında değişiklik yoktur. Köklü demokrasi geleneği olan Avrupa ülkelerinde de durum bununla aynıdır. Oysa bizde yasalar iktidarlara göre şekillenir . Yüksek Mahkemelerin yılların deneyimi ile oluşturdukları içtihatlar yasa yapıcılar tarafından hiç dikkate alınmamaktadır. Bu sonunda ülkemizin hukuk devleti mi?  yoksa kanun devleti mi ? olduğu tartışmasına bizi getirmektedir. Şunu çok net ifade edebiliriz ki; ülkemiz bir kanunlar devletidir. Bu ilk anda ne güzel kanuna dayanan devlet adildir, yasaldır denilebilir ancak durum öyle değildir. Bütün devletlerin iyi yada kötü kanunları yasal düzenlemeleri vardır,önemli olan hukuk devleti olmaktır. Kanun bir metin olarak dururken, hukuk devleti o kanuna, halkının mutluluğu ve huzuru için kullanan yorumlayan bir vasıf yüklenmektedir. Hukuk devletinde sabah akşam yasalarla oynanmaz. Yürürlüğe girmemiş ancak yayınlanmış yasa metinleri üzerinde daha yürürlülük tarihi gelmeden değişiklikler yapılmaz. Ülkemiz köklü bir geçmişe sahiptir, devlet geleneği vardır. Ancak ülke yöneticileri sanki her seçim sonucunda yeni bir şey keşfediyormuş gibi ülkeyi yönetmek yerine yönetimlerini kalıcılaştırmak istediklerinden yasalarda yaz boz tahtasına dönüşmektedir. Bu ise vatandaşlar nezdinde ülke hukukuna, yasalarına ve adalet mekanizmasına güvensizliği doğurmaktadır. Konumuzu oluşturan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği ilk defa  1965 yılında yürürlüğe konulmuş o tarihteki mevcut olan hali ihtiyaçları karşılamadığı için, 2004 yılında baştan sona değiştirilerek yeni bir yönetmelik yayınlanmıştır. Bu yönetmeliğe yayın tarihinden sonra 7 kez müdahale edilmiş ve değişiklik yapılmıştır. Bir kısım değişiklik Danıştay’ın iptaline dayansa da bir yasa metninde bu kadar köklü değişiklik yapılması düşündürücüdür. Yönetmelik 08.06.2004 tarihinde kabul edilmiş akabinde sırasıyla 14.09.2004 gün ve 25583 sayılı, 25.03.2005 gün ve 25766 sayılı, 21.01.2005 gün ve 25973 sayılı, 24.06.2006 gün ve 26208 sayılı, 13.04.2007 gün ve 26492 sayılı, 05.06.2007 gün ve 26573 sayılı son olarak ta 22.10.2009 gün ve 27384 sayılı resmi gazetelerde yayınlanan değişiklikler yapılmıştır. İnternet sayfalarında Yönetmeliği aradığınızda aynı sayfa içinde birbirinden farklı ve son halini göremediğiniz bir çok Sağlık Bakanlığı Atama Nakil Yönetmeliği görme olanağınız bile bulunmaktadır. Yani yasa koyucunun bu hızına internet bile yetişememiştir. ( Yönetmelik sil baştan yapılmış olup, yeni yönetmelik 26.03.2013 gün ve 28599 sayılı resmi gazetede yayımlanmıştır. 16.08.2014 tarihli yönetmeliğin geçici 5. mad  gereği en yenisi de yoldadır) ) Bu genel açıklamalardan sonra konumuza dönecek olursak, eşi Akademik personel olan ve ilk kez ataması yapılacak olan  Uzman Doktorların  eş mezareti nedeniyle katıldığı kuralarda Sağlık Bakanlığının kendi yönetmeliğini dahi farklı, keyfi uygulamasına ve bunu durduran İdari Yargı, Danıştay kararları ışığında Bakanlığın tutumunun yanlışlığına baktığımızda ; Sağlık Bakanlığı her atama dönemi öncesinde evli olan uzman doktorlar için eş kurası düzenlemekte, Bakanlık kurum internet sayfasından müracaatları kabul etmektedir. Müracaat esnasında eşin çalıştığı kurumdan alınan, başka bir yere atanmasına olanak olmadığına dair yazı ile , evlilik durumunu tescil eden nüfus aile kayıt tablosu, evlilik cüzdanı ve ikametgah ( atanmak istenen yerde ikamet edildiğini gösteren) istenmektedir. Bunları tamamlayıp kuruma gönderdiğinizde, eşiniz herhangi bir Üniversitede Akademik kadroda görevli ise emin olacağınız bir sonuç bulunmaktadır. Siz eşinizin bulunduğu İl’e atanmayacaksınız ve eş durumu mazeretiniz reddedilecektir. Red gerekçesi olarak, Bakanlık kurum internet sayfalarında, klasik olduğu üzere ” Atama Nakil Yönetmeliğinin 21. maddesi ” gösterilecektir. Bunun sebebi ; Sağlık Bakanlığına göre Üniversitelerin 217 sayılı K.H.K kapsamına girmemesidir. Oysa Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 21. maddesinin yedinci fıkrasında “Bu Yönetmelik kapsamında görev yapan ve eşleri bu Yönetmeliğin 20 nci maddesi kapsamında bulunmayan personelin atama talebinde bulunabilmesi için eşlerinin;           a) 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren bir kurum veya kuruluşta, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) ve (C) bentlerine göre istihdam edilenler ve aynı Kanunun 86 ncı maddesine göre açıktan istihdam edilenler ile geçici işçiler hariç statüsüne bakılmaksızın kamu görevlisi olduğunu ve teşkilatın bulunmaması veya başka bir yerde istihdamının mümkün olmaması gibi nedenlerle bulunduğu yerde çalışma zorunluluğu olduğunu,(…)           Belgelendirmeleri gereklidir. Durumlarını bu şekilde belgelendirenlerin eşlerinin bulunduğu yerlere atanma talepleri, bu yönetmelikte belirtilen atama ve yer değiştirme dönemlerine bağlı kalınmaksızın genel hükümler çerçevesinde işlem tesis etmek suretiyle değerlendirilir. ” hükmüne göre , personelin eş durumu nedeniyle nakil talebinde bulunabilmesi için, statüsüne bakılmaksızın eşinin ” 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ”  kapsamına giren bir kurum veya kuruluşta memur kadrosunda çalıştığının belgelenmesi gerekmektedir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası’nın “Bütçe Türleri ve Kapsamı” başlıklı 12. maddesinde üniversiteler “özel bütçeli idareler” arasında sayılmış ise de, 5436 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un geçici 3. maddesinde, ilgili mevzuatında gerekli düzenleme yapılıncaya kadar, mevzuatta katma bütçeli idarelere yapılan atıfların, katma bütçeli idare iken, 5018 sayılı Yasa’da özel bütçeli idareler kapsamına alınan kamu idareleri bakımından, ilgisine göre bu idarelere yapılmış sayılacağına işaret edilmiş bulunması karşısında, Üniversitelerin de 217 sayılı K.H.K. kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun aldığı 25.11.2009 gün ve 2009/851 sayılı kararında da  çok açık bir şekilde ” Üniversitelerin 217 sayılı K.H.K kapsamında olduğu ”  belirtilmektedir. Devlet Personel Başkanlığının görüşüde bu doğrultudadır ( 07.07.2008 gün ve 103030 sayılı görüş) Üniversitelerin 217 sayılı K.H.K kapsamında olduğu yargı kararı ve Devlet Personel Başkanlığınca kabul edilmesine rağmen ve yasanın açık hükmü de bunu doğrulamasına karşın Sağlık Bakanlığı keyfi bir uygulama ile eşi Üniversitede Akademik bir kadroda ( Araştırma görevlisi, Öğretim Görevlisi, Doktora öğrencisi ) olsa ve bunu belgelese dahi eş mazeret kurasına bu gerekçe ile başvuran uzman doktor adaylarının mazeretini reddetmektedir. İdarenin bu keyfi tasarrufu hukuki değildir. Hukuk devletinde keyfiliğe yer yoktur. Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği’nin 20. maddesinde, personelin eş durumu nedeniyle nakil talebinde bulunabilmesi için; eşinin 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren bir kurum veya kuruluşta memur kadrosunda çalıştığını belgelemesinin gerektiği; eşlerden biri bir başka kurumda çalışıyor ise, varsa o kurumla yapılan protokol hükümlerinin dönem beklenilmeden uygulanacağı, ancak başka kurumda çalışan eşin, Bakanlık Personelinden Genel Yönetmelik hükümleri çerçevesinde unvan, kadro ve görev bakımından üst olması veya zorunlu yer değiştirmeye tabi personel olması halinde eş durumu ataması değerlendirilerek yapılacağı, teşkilatın bulunmaması veya bir başka yerde istihdamı mümkün olmayan hallerde, Bakanlığın ilgili kurumla koordinasyon sağlayarak eş durumu atama talebini değerlendireceği, bu hallerde atama yapılamıyor ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesi hükümlerinin uygulanacağı hükmü getirilmiştir. Diğer taraftan; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 72. maddesinde de “Yeniden veya yer değiştirme suretiyle yapılacak atamalarda; aile birimini muhafaza etmek bakımından kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanarak memur olan diğer eşin de isteği halinde ataması, atamaya tabi tutulan memurun atandığı yere 74. ve 76. maddelerde belirtilen esaslar çerçevesinde yapılır. Yer değiştirme suretiyle atanmaya tabi memurun atandığı yerde eşinin atanacağı teşkilatın bulunmaması ya da teşkilatı olmakla birlikte niteliğine uygun münhal bir görev bulunmaması ve ilgilinin de talebi halinde, bu personele eşinin görev süresi ile sınırlı olmak üzere aşağıdaki şartlarda izin verilebilir” kuralı bulunmaktadır.Bu hükümle, Anayasa’nın 41.maddesine koşut olarak, aileyi parçalanmaktan kurtarmanın, bireyleri bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmenin ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamanın amaçlandığı açıktır. 1982 Anayasası’nın 41. maddesinde, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, eşleri herhangi bir Üniversitede Akademik bir kadroda bulunan ( Doktora, Araştırma Görevlisi, Öğretim Görevlisi ) ilk kez ataması yapılacak olan Uzman Doktorların eş durumu mazereti nedeniyle yaptıkları naklen atanma isteklerinin, eşlerinin halen 217 sayılı KHK kapsamında kabul edilen Üniversitede görev yapıyor olması karşısında, Anayasa’nın 41. ve 657 sayılı Yasa’nın 72. maddelerinde öngörülen esaslara ve anılan Yönetmeliğin 20. maddesi hükmüne göre yapılacak bir değerlendirmeye göre Bakanlıkça bu talebin kabulü yönünde işlem tesis edilmesi gerekirken, aynı Yönetmeliğin 21. maddesi gerekçe gösterilerek reddi açıkça hukuka aykırıdır.  ( Danıştay 5. Dairesi 03.02.2012 gün ve 2010/7742 E-2012/386 K sayılı ilamı ile bu durumu bir kez daha tescil etmiş ve “memur” konusunda genişletici yorum yaparak Üniversitelerde uzman kadrosunda çalışan ve uzman kadrosundaki çalışması uzatılan kişileride memur statüsüne almıştır.  Danıştay kararında özetle “Belirli bir kadroya bağlı olarak yürütülen görevin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (A) bendinde düzenlenen memurluk görevi ile aynı paralelde olduğunun kabulünün” gerektiğini belirtmiştir.Danıştay Beşinci Dairesinin kararında, eşi bir üniversitede, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi olarak uzman statüsünde çalışan bir memur için, diğer eşin de mutlak surette 657’e tabi memur statüsünde çalıştırılması zorunluluğunun olmadığına karar vermiştir. Danıştay, 3 kez idari hizmet sözleşmesi ile çalışan uzmanın daimi statüde çalıştırılacağının yasa ile güvence altına almasını gerekçe göstererek, sadece diğer eşin memur olmaması nedeniyle eş durumu naklinini yapılmamasına dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığına karar vermiştir.) Anayasanın 41.,  657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72.ve kurum atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin ilgili maddelerinde atama ve yer değiştirmelerde aile birliğinin korunması ilke olarak benimsenmiştir. Kurum son dönemde yapılan eş mazeret kurası nedeniyle atama taleplerinde red sebebi olarak ” Stratejik personel “ gerekçesine sığınmaya çalışmaktadır. İdareye tanınan yetki sınırsız ve keyfi değildir. Atama nakil kararlarında ve buna ilişkin düzenlemeleri yaparken idarenin takdir yetkisinin sınırı, kamu yararı , hizmetin gerekleri, eşitlik ve objektiflik kriterleri ile sınırlanmıştır. Stratejik personelin bilinen bir tanımı ve hangi dalların bu personelin içinde olduğunu gösteren bakanlığın bir çalışması yoktur. Bakanlık tarafından istihdamında güçlük çekilen uzman tabip ve tabip unvanlarındaki personele stratejik personel denilmektedir. Bakanlığın bu genel tanımı yani istihdamında güçlük çekilen personel denilerek getirilen kriter hiçbir objektifliği olmayan, denetime elverişsiz, keyfi bir kriterdir. İdarenin her şeyden önce kendi bakanlık bünyesinde açık ve net bir şekilde stratejik personel olarak neyi ima ettiğini yasal düzenlemeye sokması hangi personelin veya kadronun stratejik personel olduğunu bildirmesi atamaya dahil olacak ve mesleğe yeni girecek kişilerinde bunu bilerek meslek kurasına katılması gerekir. Sağlık Bakanlığının Atama Nakil Yönetmeliğinde yaptığı 22.10.2009 gün ve 27384 sayılı resmi gazetede yayınlanan Yönetmelik değişikliği Yüksek Mahkemenin, Üniversiteleri 217 sayılı K.H.K’ye tabi kabul etmesi üzerine hazırlanmış, Danıştay’ın bu durumda olanlar için getirdiği eş ve aile durumundan dolayı atama kriterini ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışmadır.  Sağlık Bakanlığının, istihdamında güçlük çektiği personel hakkında bir düzenleme yapması ve bu personeli özel olarak bu yerler için Bakanlık bünyesine katması gerekirken hiçbir objektif ölçüt olmadan, stratejik personel diyerek bakanlığın keyfi bir düzenleme ile istediği personeli istediği yerde tutmaya yönelik bir çalışması olarak görülmektedir. Yüksek Mahkemenin daha önce sadece akademik unvana sahip tabipler için getirilmiş olan istisnayı dahi hukuka aykırı bulduğu düzenlemenin şimdi tüm tabipler için genişletilmesi hukuka açık aykırılık oluşturmaktadır. Görüldüğü gibi Sağlık Bakanlığının eş kurası sonucu eşleri üniversitelerde statüsüne bakılmaksızın ve akademik kadrolarda görevli Uzman Doktorların yaptığı eş mazeret kurasına dayalı eşin 217 ye tabi bir kurumda çalışmadığı gerekçesi ile verdiği eş mazeret talebinin reddi kararının hukuki hiçbir dayanağı yoktur.             Eşleri akademik kadroda görevli ve uzmanlığını alarak ilgili dönem devlet hizmet yükümlülüğü için kura çekecek olan adayların eş mazeretlerinin kabul edilmemesi halinde izleyecekler yol ve yöntem nedir. Bilindiği üzere bu kuraların sonuçları Bakanlık kurum internet sayfasında yayınlanmaktadır. Mazeret kurası sonucunda mazereti reddedilen ve mazereti yukarıda yapılan açıklamalara uyan personelin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 33. maddesinin 1. fıkrasında, kamu görevlilerinin atanması ve nakilleri ile ilgili davalarda yetkili mahkemenin, kamu görevlilerinin yeni veya eski görev yeri idare mahkemesi olduğu kurala bağlandığından ( Danıştay İdari Dava Daireliri Kurulunun 16.06.2011 gün ve 2011/644 E-2011/675 K sayılı ilamı da aynı yöndedir.)  halen çalışmakta oldukları yer veya atamalarının yapıldığı yerin bağlı olduğu yargı çevresi İdare Mahkemesinde işlemin iptali için dava açmaları gerekmektedir. Dava açılırken süre önemlidir bu tip işlemler uygulaması zorunlu işlemler olduğundan menfaat koşulu oluştuğu gibi davanın kura sonuçlarının kurum internet sayfasında yayınlandıktan sonra 60 gün içinde açılması gerekmektedir.( ayrıca tebligat yapılırsa süre tebilgat tarihinden itibaren başlayacaktır)  Dava açarken 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun   4001   sayılı   Yasayla   değişik   27. maddesinde   öngörülen   koşulları da gerçekleştiğinden, yani İdarenin eş mazereti nedeniyle naklen atanma talebini reddetmesinin açıkça hukuka aykırı olması ve aile birliğinin tesisi açısından telafisi güç zararların doğumuna sebep olacağından Yürütmeyi Durdurmayı istemeyi de ihmal etmemek gerekmektedir. Ayrıca davada Cevap süresinin kısaltılması veya  cevap verilinceye kadar Yürütmenin Durdurulması talebinde bulunulması cevap verildikten sonrada Mahkemece Yürütmeyi Durdurma kararı verilmişse devamının istenmesi yararlı olacaktır. Aile toplumun temel taşıdır. Eşleri birbirinden ayırarak verimli bir çalışma yaratamazsınız. Bu sürekli sağlık raporları alınmasını doğurur, ülkemizde atanmayı bekleyen bir çok insan mevcuttur. Şartları uyanları atamak yerine mazeret bildirenleri zorla bir yere atamak verimliliği sağlamayacak bunun yanında eşlerin birbirinden kopararak aile sorunlarının çıkmasına sebep olunacaktır. Devlet kendisine Anayasa ile verilen görevleri eksiksiz yapmak zorundadır. Bu sebeple eşi Akademik kadroda çalışan ve üniversitenin kurulu bulunduğu İl dışında bir başka yerde görevini ifa edemeyecek olan sağlık personelinin eş mazeret kurasının daha Bakanlık nezdinde yapılan müracaat sonucunda kabulü daha gerçekçi ve hukuki olacaktır. Bu şekilde Mahkemelerin de iş yükü gereksiz yere artırılmamış olacaktır.                                                                                                                                                                                                                  AV. OSMAN DÜZGÜN

 

Not (1): Bu yazının yayımlandığı tarihten sonra Bakanlık Yönetmelikte 21.05.2011 gün ve 27940 sayılı resmi gazete ile yürürlüğe giren yeni bir değişiklik daha yapmıştır. Bu yapılan değişiklik Özellikle Stratejik Personel konusunda Bakanlık elini güçlendirmeye çalışmaktadır.  Zira yasanın önceki halinde stratejik personel hakkında bakanlığın keyfi uygulama içinde olduğu istihdamında güçlük çekilen personelden kastın ne olduğu ve yasanın mevcut hali ile bakanlığa geniş bir yorum yapma hakkı verdiği  yönünde eleştiri  yapılırken, bakanlık 21.05.2011 tarihinde yaptığı yönetmelik değişikliği ile Stratejik Personeli, ” uzman tabip ve tabip unvanlarındaki (Değişik ibare – R.G.: 21.5.2011 – 27940 / m.1) personeli” olarak nitelemiştir. Bu durumda ataması yapılan tüm uzman tabip ve tabipler artık stratejik personeldir. Bu düzenleme ile bakanlık uzman doktorun veya tabip ünvanının yanına birde stratejik personel ibaresini getirmiştir. Bir bakanlığın kendisine ait yönetmelikte bu kadar keyfi değişiklik yapması hukuk devletinde kabul edilecek bir olgu değildir. Önceki düzenlemenin iptali için zaten var olan bir dava henüz sonuçlanmadan yargıda olan bir konuyu yargının karar mekanizmasından önce yine kendi keyfi uygulamasına dönük olarak değiştirmesi kabul edilir bir durum değildir. Bakanlık yargı kararlarını hükümsüz kılmak için çalışmalarına devam etmektedir. Açılmış bir çok dava varken ve davaları kaybettiğini gören bakanlık şimdi hukukta olmayan bir uygulama ile kendi iradesini ve elini güçlendirecek düzenlemeler yapmaktadır. Türk Tabipler Odasının bir meslek örgütü olarak bu yeni yönetmelik hakkındada iptal davası açması gerekmektedir. Bakanlığın lehine olacağını düşünerek yarattığı bu kaos şimdilik işe yaramamış görünmektedir. Zira ilk derece İdare Mahkemeleri stratejik personel konusunda yapılan bu değişikliğe çoğunlukla itibar etmemektedirler. Hukuk doğruyu kısa sürede bulmuştur. Özellikle Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 26.05.2011 gün ve 2011/2482 sayılı Yürütmeyi durdurmaya itiraz konusunda verdiği karar emsal niteliktedir. Mahkeme tüm doktorlar stratejik personel ise aynı dönemde atamaya dahil olup eş mazeret talebi kabul edilen personel ile kabul edilmeyen personel arasında keyfi bir ayırım yapıldığını mazeret ve atamaları kabul edilen kesim ile reddedilen kesim arasında yaratılan bu farklılığın kabul edilir hukuki bir gerekçesi olmadığını belirterek, idarenin ailenin bütünlüğünü sağlama görevide olduğundan bahisle İdare Mahkemesinin Red kararını kaldırmış ve doktor lehine Yürütmeyi Durdurma kararı vermiştir. Pek çok İdare Mahkemesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25.11.2009 gün ve 2009/851 Y.D. kararındaki gerekçeleri kabul ederek ve Anayasının 41. maddesi ve Atama Nakil Yönetemiliğinin 20. maddesini gerekçe göstererek açılan davaları kabul etmekdedir.  Bakanlık son dönemde Stratejik Personel düzenlemesini can simidi gibi kullanamamaktadır. Bakanlık yeni bir savunma geliştirmiştir, bu savunma  Atama Nakil talebinde bulunanların eşlerinin akademik personel olmakla birlikte  memur statüsünde olmadığı savunmasıdır. Danıştay 5. Dairesi 20.06.2011 gün ve 2009/7069 E-2011/3395 sayılı kararında “…Olayda davacının eşinin 217 sayılı K.H.K kapsamında bulunan Dokuz Eylül Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştığı göz önüne alındığında, memur veya öğretim üyesi statüsünde bulunmamakta ise de, Sağlık Bakanlığı Atama Nakil Yönetmeliğinin 21. Maddesinin 7. Fıkrasında yer verilen “ 217 sayılı K.H.K kapsamında çalışan kamu görevlisi statüsünde olduğu anlaşılmıştır. …Sağlık Bakanlığı Atama Nakil Yönetmeliğine göre, eşi 21. Maddenin 7. Fıkrasında yer verilen 217 sayılı K.H.K. kapsamında çalışan kamu görevlisi olan davacının …eş durumuna ilişkin isteminin dikkate alınması gerektiğinden davacının isteminin reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlılık , işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir…” denilmiştir.  Bu karar yönetmeliktede geçen ” statüsüne bakalmaksızın “ ibaresinin önemeni ortaya koyan bir karardır. 3359 sayılı Sağlık Hizmteli Temel Kanununun Ek 4. maddesinin ikinci bendinde Devlet Hizmet Yükümlülüğüne ilişkin olarak, eş durumu ve sağlık mazereti nedeniyle yapılacak atamalar hariç personelin görev yerlerinin tercih hakkı verilmek suretiyle kurayla belirleneceği hükmü getirilmiştir.   “ Normlar Hiyerarşisinde”  Anayasa ve milletlerarası anlaşmalar üst norm olup, ailenin korunması ve aile bireylerinin sağlıklı gelişimi, devletin asli görevlerindendir.  İdarenin verdiği bu hukuka aykırı kararlar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen bireysel haklara da aykırılık oluşturmaktadır. Usulüne uygun imzalanmış milletlerarası anlaşmalar kanun gücünde kabul edildiğinden ve normlar hiyerarşisine aykırı olarak yönetmeliklerde kanunlar aleyhine düzenleme yapılamayacağından Bakanlığın eş durumu mazeretini reddi kararında hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Aileyi korumak her devletin bireylerine karşı sorumluluğu olup, anayasal kural olarak düzenlenen bir hususta ilgisiz gerekçeler üretilmesi ve sürekli değiştirilen yönetmelikte buna ilişkin adeta açık kapı bırakmamak için keyfi değişikliler yapılması iyi niyetle bağdaşır bir durum değildir. Hukuk iyi niyetli olmayan uygulamaya değer atfetmez. Durumu bu çalışmamızdaki hukuki vasıflara uyan ve eşleri akademik perosonel olduğu için eş mazeretleri kabul edilmeyen her yurttaşın hak arama kavramı çerçevesinde bağımsız yargıda hakkını sonuna kadar araması gerektiğini düşünüyoruz.

ÖZEL NOT : ANILAN YÖNETMELİKTE YAPILAN DEĞİŞİKLİK 26.03.2013 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYINLANMIŞTIR.

 

NOT (2) 16.08.2014 tarihinde 29090 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2014/6578 sayılı  “Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin    Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” üzerinden makale konumuza bakış; Anılan değişiklik yargı kararları ile uyumluluk arz etmekte olup, bakanlık aleyhinedir. Her şeyden önce değişiklik yaratan yönetmeliğin 14. maddesinde  “memur” ibaresinden vazgeçilerek “kamu personeli ” ibaresine yer verilmiş ve bakanlığın işine gelen hatalı dar yorumu artık ortadan kaldırılmıştır. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 3. maddesinde açıkça Bakanlık yönetmeliğinin genel çerçeveyi çizen ” Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlandığı ” yazılıdır. Yani genel çerçeveyi çizenin Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik olduğu bu yönetmelikten yararlanarak özel bir düzenleme olan Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin tanzim edildiği belirtilmektedir. Özel düzenlemenin genel düzenlemeye aykırı olamayacağı açık olup. Sağlık Bakanlığının vakit geçirmeksizin derhal Sağlık Bakanlığı  ve  Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini,  16. 08.2014 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”   hükümleri doğrultusunda radikal düzenlemeler yapması gerekmektedir. Aksi takdirde ben “kamu görevlisi, kamu personeli” anlamam  “memur” statüsüne bakarım dediğinde aleyhine verilecek yargı kararları ile yıllardır sürdürdüğü bu çarpık anlayışının mahkumu olacak ve aleyhine açılan davaları kaybedecektir. Genel Düzenleme olan “Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin    Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. maddesinde Aile birliği mazeretine dayanarak yer değişikliği memurun; a) Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkânının olmaması veya mevzuatı uyarınca eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda bu kapsamdaki eşin bulunduğu yere, atamasının yapılacağı bunun için başkaca engelleyici işlemlerin yapılamayacağına amirdir. Mahkeme kararlarını hükümsüz kılmak ve yönetmeliğin açıklarından yararlanmak düşüncesinde olan İdare bakalım yeni dönemde ne tür kılıflar bulacaktır. Ancak eleştirdiğimiz konuda yönetmelikte de yapılan değişiklik ile bulunacak kılıfın hüküm ifade etmeyeceği art niyetin artık gizlenmesinin olanaklı olmadığı ve gerçekten eş mazeretini belgelendiren her türlü kamu personelinin bu yasal düzenlemeden yararlanarak atanma imkanı olmayan eşinin yanına naklen tayin talebinin kabul edileceği açıktır. Stratejik personel ibaresinin bu aşamadan sonra makul bir dayanağı kalmamış olup, Sağlık Bakanlığı gerçekten personelin stratejik olduğunu ve kamu yararının bu yerde görevlendirilmesi gerektiğini ispatlamak zorunda kalacak keyfilikte bu şekilde önlenmiş olacaktır. Devlet Memurlarının Yer Değiştirmek Suretiyle Atanmalarına ilişkin Yönetmeliğin değişmesi sonrası Yönetmeliğin geçici 5. maddesi gereği Sağlık Bakanlığın 6 ay gibi bir sürede kendi yönetmeliğini çerçeve yönetmeliğe uygun hale getirmesi de gerekmektedir. Geçici 5. maddede bu gün için tüm personel lehine olan düzenleme ise yeni yönetmeliğe aykırı eski yönetmeliklerin artık 6 aylık süreyi dahi beklemeden uygulanamayacağı hükmü olup, ilgili kişilerin derhal durumlarına uygun olarak verilen olumsuz nakil kararları aleyhine İdare Mahkemeleri nezdinde davalar açmaları gerekmektedir. Yasadaki şu anki durum tamamen onların lehine olup, 6 aylık süre içerisinde İdarenin yeni yönetmelik ile bu durumun önünü kapatacak yeni düzenlemelere gitmesi durumu mevzu bahis olup, bunun da iptali için açılacak davalar ve yeni hukuki yolların oluşması da zaman alacaktır. O nedenle 16.08.2014 tarihli yönetmeliğe göre durumu uygun olan herkesin vakit geçirmeden reddedilen atama nakil talebine karşı İdari yargıda dava açmasını tavsiye ederim.

İdare mahkemesince verilmiş en yeni emsal yürütmeyi durdurma kararı

Karar 1  Karar 2 Karar3 Karar4 Karar5 Karar6 Karar7 Karar8

Ayrıca bakınız : http://www.osmanduzgun.av.tr/es-durumundan-tayin-bekleyenlere-mujde/

 

NOT 3 : Eşi Özel Sektörde çalışanlarla ilgili olarak ta bana pek çok soru gelmekte “bizde dava açsak kazanır mıyız ?”  diye. Bence 16.08.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan ” Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin d bendi ve değişiklik yapan aynı yönetmeliğin 12. maddesi ( Geçici 5. madde ) buna şu an için imkan vermektedir. İlgili maddeler aşağıdadır.

DEVLET MEMURLARININ YER DEĞİŞTİRME SURETİYLE ATANMALARINA İLİŞKİN YÖNETMELİK

Aile Birliği Mazeretine Bağlı Yer

Değişikliği Madde 14 – (Değişik: 30/6/2014-2014/6578 K.) Aile birliği mazeretine dayanarak yer değişikliği memurun

a) Kamu personeli olan eşinin, kurum içi yer değiştirme suretiyle atanma imkânının olmaması veya mevzuatı uyarınca eşin zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulan bir görevde bulunması durumunda bu kapsamdaki eşin bulunduğu yere,

b) Eşlerin her ikisinin de aynı kurumda çalışıyor olması halinde, kurumun daha fazla hizmet ihtiyacı duyduğu yere,

c) Eşlerin farklı kurumda çalışıyor olması halinde kurumlar arasında gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle her iki kurumun da öncelikli hizmet ihtiyacının bulunduğu yere,

d) Kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde kesintisiz son üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde bu durumda olan eşin bulunduğu yere,

e) Milletvekili, belediye başkanı, muhtar veya noter olan eşlerinin bulunduğu yere,

atanması suretiyle yapılabilir.

Aile birliği mazeretine dayanarak yer değiştirme isteğinde bulunan memur, eşinin kamu kurum ve kuruluşlarında kamu personeli olarak çalıştığına veya atanmayı talep ettiği yerde eşinin kesintisiz son üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak halen çalıştığına ya da birinci fıkranın (e) bendinde sayılan görevlerde bulunduğuna ilişkin belgeyi kurumuna ibraz etmekle yükümlüdür. Ayrıca yer değiştirme başvurusuna, evlilik durumunu kanıtlayan belgenin de eklenmesi gerekir.

Geçici Madde 5 – (Ek: 30/6/2014-2014/6578 K.) Kamu kurum ve kuruluşları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini bu Yönetmeliğe uygun hale getirirler. Bu süre içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

NOT 4 : YENİ YÖNETMELİK YAYINLANDI. 

Bakanlık yeni yönetmeliği 04.04.2015 gün ve 29316 sayılı resmi gazete ile yayınlanmıştır. Yeni yönetmelik ilk anda görüldüğü kadarıyla doktorlar için tam bir hüsrandır. Zira eski yönetmeliğin 21. maddesinin son fıkrasında (11)yer alan  ” Stratejik personelin atama taleplerinde üçüncü fıkranın (a),(c),(ç) ve (d) bentleri ile yedinci fıkra uygulanmaz”  ibaresi artık doğrudan 20. maddeye son fıkra olarak (7 ) ” Stratejik personelin yer değiştirme taleplerinde bu maddenin ikinci fıkrasının (c)bendi ile beşinci fıkrası uygulanmaz” denilmiştir.

Bakanlık aynı bakanlık daha önce 21. maddede yer alan yasağı asıl maddeye 20. maddeye ekleyerek İdari Yargıda verilen iptal kararlarının önünü kesmeye çalışmaktadır. Verilen kararların içeriğinin aile birliğini tesis etme yükümlülüğüne ilişkin olduğunu bakanlık hala kavrayamamıştır. Dolayısıyla hukuka uygun kararlar hukukun üstünlüğüne inanan mahkemelerce verilmeye devam edecek ve yeni içtihatlarla bu yönetmeliğin anılan hükümlerinin uygulanamayacağını bakanlık bir kez daha görecektir. Yeni yönetmelikle ilgili detaylı ve doyurucu bir çalışma ileri de sayfamızda  paylaşılacaktır.  Bu düzenleme, konumuz açısından 16.08.2014 tarihli yönetmelik değişikliğinin de gerisinde kalmıştır. Bu yönetmeliğin iptali için Türkiye Tabipler Odası nezdinde tüm doktorların girişimde bulunması gerekmektedir. Bakanlık Memuruna eş mazereti nedeniyle atama izni verirken aynı maddede bu izni kaldırması hukuk yapma tekniği açısından son derece hatalıdır. 16.08.2014 tarihinde Devlet Memurları Atama Nakil Yönetmeliği değiştirildi. O değişiklikte ” Geçici Madde 5 – (Ek: 30/6/2014-2014/6578 K.) Kamu kurum ve kuruluşları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini bu Yönetmeliğe uygun hale getirirler.” denilmekteydi. Verilen süreye uyulmaması bir kenara çerçeve yönetmelikte olmayan kısıtlama 04.04.2015 tarihli yönetmelikle getirilmiş görünmektedir. Bu durum nomlar hiyerarşisine tamamen aykırıdır. Yönetmeliğin 20. maddesinin son fıkrasına getirilen kısıtlama ve keyfilik  Anayasının 41. maddesi ile Milletlerarası sözleşmelere ve Devlet Memurları kanunun 72,74,ve 76. maddesine ayrıca çerçeve yönetmeliğe açıkça aykırıdır. Uygulanabilirliği bulunmamaktadır. Ancak Bakanlık bu yönetmelikle atama nakil taleplerini bir dönem daha engelleye bilecektir, mahkemelerce bu keyfiliğe prim tanınmayacağı ve yeni bir çıkış yolu bulunacağından bu durumun geçici olacağını düşünüyorum. Anılan işlemler aleyhine davalar açılmadığı sürece uygulama böyle sürüp gidecektir. Herkes hakkını kanun önünde aramak zorundadır bu aynı zamanda Anayasal bir haktır.

(Türk Tabipler Birliği,  06.04.2015 tarihinde internet sayfasında ”  Stratejik personel tanımlamasıyla hekim ve uzman hekimlerin farklı bir kurala tabi tutulmaları, hukuka uygun değildir. Bu nedenle Türk Tabileri Birliği tarafından, hekimlerin aile birliğinin sağlanması amacıyla yürüttüğü girişimler sürdürülecek ve Sağlık Bakanlığı Yönetmeliğinin hukuka aykırı düzenlemelerinin iptali için dava açılacaktır.” denilerek 04.04.2015 tarihli yönetmelik aleyhine dava açılacağı bildirilmiştir. Bu yaklaşım doğru ve yerindedir. ) 

62. dönem “eş mazeret ” kura sonuçları bakanlık internet sayfasında açıklanmış olup, bu dönem için red alanların şu hususu unutmamaları ve açılacak davalarda bunu da göz önünde bulundurmaları gerekmektedir. Hukuki Güvenlik ilkesi.               HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ Anayasa’nın 5. maddesiyle devlete yüklenen, vatandaşların refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamalarını sağlama, maddi ve manevi varlıklarını geliştirmek için gerekli ortamı hazırlama ödevinin bir sonucudur. Bu yönüyle, hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesi, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet faaliyetlerinin, belirli oranda önceden öngörülebilir olması anlamını taşır. Yani şunu demek istiyorum. 62. dönem devlet hizmet yükümlülüğü eş mazeret kurası takvimi açıklandığında ve başvurular yapıldığında (PBS üzerinden başvurular 25.03.2015-27.03.2015 tarihlerinde sona erdi) yürürlükte olan yasal düzenleme Devlet Memurları Yer Değiştirme Suretiyle Atama Yönetmeliği idi. (16.08.2014 tarih ve 29090 sayılı Resmi Gazetede ) Bu yönetmeliğin geçici 5. maddesi nedeniyle Bakanlığın yönetmeliğinin uygulanma olanağı yoktu. Dolayısıyla hukuki güvenlik ilkesi gereği müracaat tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğin 62. dönem kuralarına uygulanması gerekirken bakanlık müracaattan sonra ancak karardan önce 04.04.2015 tarihinde yayınladığı Bakanlık ve Bağlı Kuruluşları Atama Nakil Yönetmeliğinde değişiklik yapan yönetmeliği esas almış ve değişiklik sonrası oluşan yasal düzenleme gereği eş mazeretlerini reddetmiştir. Bu husus müracaat anında yürürlükte olan hukuk ile karar anında yürürlükte olan hukukun farklı ve memur aleyhine olması nedeniyle  hukuk güvenliği açısından sorunlu bir uygulamadır ve dava da bununda tartışılması gerekir diye düşünüyorum. 

 

“Uzman Doktorların es durumu ataması” Konusu icin 276 Yorum Var

  1. Ahmet Kütahyalı diyor ki:

    Çok teşekkürler. Yolumuz oldukça taşlı. Aile birliğini zedelemekten başka bir işleri yok. Hem doktor açığımız var diyorlar hem üç çocuk yapın diyorlar hem de insanı eşinden ayırıyorlar. Çok yazık

  2. Ahmet Kütahyalı diyor ki:

    Osman Bey Merhaba. İstanbul’da gazeteciyim eşim uzman doktor. Zorunlu hizmeti Kasım’da bitiyor. Yanıma atanması gerekiyor. İstanbul için de hizmet puanı tutmuyor. Sizin aracılığınızla da dava açmak istiyoruz. Peki bunu ne zaman açmalıyız? Atama yapıldıktan sonra mı yoksa önce, yani zorunlu görev devam ederken mi? Bir de dava dışında tek yolu özel sektöre geçmek mi? Teşekkürler

    • osman diyor ki:

      Sn. Kütahyalı ;
      Yazılanları ve yönetmeliğin geldiği noktayı görmüşsünüzdür, umarım. Özel sektörde çalışan kamu personelinin eşinin yanına tayini bakanlığın keyfine kalmış durumda. Uygulamanın ne yönde olacağı ilk atama sonrası kendini belli edecektir. Taşlar yerine oturmamış olup, yönetmeliğin değişiklik sonrası pek çok maddesi hukuka aykırı hale gelmiştir, bunun da açılacak davlarla bir hal yoluna konulması gerekmektedir. İdare yönetmeliği hazırlıyor temizliği mahkemelere bırakıyor, yanlış bir uygulama
      Burada bir taktik geliştirmeniz gerekiyor oda bana göre, Danıştay’a iptal davası açma süresi dolmadan (60 gündür 05.04.2015 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır) atama istenen eşin özel sektörde kesintisiz 3 yıldan fazla primlerinin ödendiğinden bahisle buna getirilen 20. maddenin son fıkrasının ( stratejik personel) kanuna aykırı olduğu ve iptali ile reddedilen atama talebinin iptali birlikte istenmek zorunda. Aksi durumda İdare Mahkemesine kasımdan sonra açılacak davada idare mahkemeye yerindelik denetimi yapamazsın diyerek itiraz edecektir. Bunu dinleyecek mahkemelerde olacaktır.
      Eşiniz zorunlu hizmetini bitirdikten sonra devletten istifa ederek özel sektöre geçmekte serbesttir. 6 ay sonra devlete tekrar geri dönebilir. Saygılarımla.

  3. Hülya diyor ki:

    Avukat Bey tekrar merhaba.Ben öğretmenim eşim de diş hekimi.Yeni yönetmelik yayınlandı fakat farklı kurumda çalışanlar için kendi unvan ve branşında derken Sağlık Bakanlığını mı kastediyor açıkçası anlamadım.Eğer öyleyse sadece c ve d gruplarındaki illere atama yapacaklar.Peki ben a veya b deki bir ilde yaşamak istiyorsam ne olacak? Bu durum dava açmayı gerektirmez mi?Eşi özelde çalışanlar için bir kısıtlama yokken sağlık bakanlığı personelinin bu şekilde kısıtlanması eşitlik ilkesine aykırı değil midir?Dava açarsak kazanma ihtimalimiz nedir?Cevaplarsanız sevinirim

  4. deniz diyor ki:

    eşim ve ben uzman doktorlarız.ben bulunduğum ilde kendi branşımda 2b grubundayım eşim bulunduğu ilde kendi branşında 1c grubu.eşimin ili benim için 1b grubu ve benim ilim eşim için 2a grubu ve ben eşimden kıdemliyim.Eşimin bulunduğu ile gitmek istiyorum.kıdem kalktı ancak eşimin ili benim için c grubu değil.ama doluluk oranı onun branşında daha az oluyor bulmaca gibi biz çözemedik yardımcı olursanız sevinirim

    • osman diyor ki:

      Sn. Deniz ;
      Bulmacayı çözecek olan bağlı olduğunuz bakanlıktır. Ancak sade anlaşılır bir sistem yerine dolanbaçlı yolları seçmekte mahirler çok şükür. Cevabını sadece kendilerinin bildiği bir yönetmelik hazırlayarak ipleri kimseye bırakmıyorlar. Sistem kendi kendine çalışamıyor muhakkak bir yargı kararı ile iteleyerek zorlayarak çözüme kavuşmak zorunda kalınıyor. Sizin için hazırlanan porsiyon yönetmeliğin 20. maddesinin 1. fıkrası b bendi burada eşinizin bulunduğu il onun branşına göre C ise yönetmeliği biraz evirip çevirelim sizinde C grubuna gitme şansınız mevcut. Aile birliğinin D veya C gruplarından birinde sağlanacağı için her iki eşinde aynı grupta olması söz konusu değil eğer D veya C grubunda birlik sağlanamıyorsa doluluk oranı az olan ilde aile birliği sağlanır diyor. Devamında eşler aynı hizmet bölgesinde ise talepte bulunanın yeri ayrı bölgelerde iseler üst hizmet bölgesinde görev yapan personelin yeri değiştirilir deniliyor. Bu yönetmelik önce Bir Danıştay kapısından geçmek zorunda TTB dava açılacağını deklare etmiş durumda. Bir yargı denetimi gerekiyor keyfiliği ortadan kaldırmak için , ancak şunu unutmayalım eş mazeret kurası en iyi ilde ailenin toplanması demek değildir. Eş mazereti eşleri ailevi kaygılardan uzak ekonomik yönden yıkımdan kurtarmak ve aile birliğinin tesisini sağlamak için getirilmiştir. Kanuna bu mazeret türü yaşanılır bir ilde eşleri bir araya toplayalım diye konulmamıştır. Eşinizle birlikte aynı bakanlık personeli olduğunuz için bir çözüm yolu bulunması daha kolaydır. Zorunlu hizmet türü bir aşmanız gereken yolda bulunmadığından sizin tayin talebinizin rahatlıkla ve olumlu yönde değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Saygılarımla.

  5. GÜLNUR diyor ki:

    Sn. Osman bey,
    Şu an bir üniversite hastanesinde asistanım. 2016da uzman doktor olarak atanacağım. Eşim özel bir fabrikada çalışıyor. okuduklarımdan anladığım kadarıyla ben stratejik personel olduğum için eşimin aynı şehirde aynı yerde 3 yıldan fazla düzenli sigorta primi ödeniyor olmasına rağmen eş durumu atamasına tabii olamayacağız. Doğru mudur? 16.08.2014 tarihli yönetmelik değişikliği bize bu hakkı veriyor mu vermiyor mu muallakta kaldım. Yardımcı olursanız sevinirim. İyi günler…

    • osman diyor ki:

      Sn. Gülnurşen ;
      16.08.2014 de başlayan ara dönem 04.04.2015 de sona erdi.
      16.08.2014 de başlayan geçiş dönemi eşi özel sektörde çalışanlar için bulunmaz bir imkandı. Ancak 04.04.2015 tarihinde yayınlanan ve değişiklik getiren yeni yönetmelik ile artık eşi özel sektörde çalışan doktorların eş mazeret atamaları tamamen bakanlığın stratejik personel kavramına çarpacaktır. Ancak daha önce 21. maddede olan stratejik personel engelinin 20. maddeye alınarak eşleri tüm kamu ve özel sektörde çalışanlara teşmil edilmesi aslında Anayasanın 41. maddesine Uluslararası sözleşmelere, Devlet Memurları Kanununu 72,74 ve 76. maddesi ile çerçeveyi çizen Devlet Memurları Atama Nakil Yönetmeliğinde 16.08.2014 yapılan değişikliğin ruhuna aykırı hale gelmiştir. Bu aykırılığın Danıştay nezdinde açılacak yönetmelik madde iptali ile düzeltilebileceğini düşünüyorum. Bu maksatla TTB dava açmaya hazırlanıyor ancak TTB’nin dava açması tek başına yeterli olmayıp aynı yol ve yöntemi bireylerinde zorlaması ve açılan davaların sayısının fazlalığı ile Danıştay 5. Dairesinin uyarılması dikkatinin çekilmesi gerekmektedir. 2016 yılına daha uzunca bir süre bulunmakta olup köprünün altında daha çok suyun akacağı da açıktır. bakalım o tarihe kadar yönetmeliğin kaç maddesi iptal edilip değişecektir. Saygılarımla.

      • Gülnur diyor ki:

        Açıklamanız için teşekkür ederim. Gelişme olursa diye takipte kalmak dışında yapabileceğimiz bir şey yok gibi duruyor şu an için sanırım.
        İyi günler…

1 13 14 15

Leave a Reply